Muz Ağaçları Arasında Bir Zanzibar Köyü: Muungoni

Zanzibar, sahillerinde alabildiğine uzanan bembeyaz kumları ve turkuaz denizi ile tropik ada hayallerimizi süsleyen bir yer olarak bilindiği için burada yaşayanların kültürü biraz daha geri planda kalıyor. Çok da şaşırmamak lazım; adanın öyle baş döndürücü bir güzelliği var ki betonların arasından kopup gelen insanların gözlerinin başka bir şey görmemesi çok normal. Fakat kafamızı denizden karaya çevirdiğimiz zaman alışkın olduğumuz standartların çok ötesinde bir yaşam süren köylüleri görmezden gelmek mümkün değil. O nedenle yol kenarındaki muz ağaçlarının arkasında saklanan evlerde neler olduğunu yakından görmek için  yemyeşil bir Zanzibar köyü olan Muungoni'yi ziyaret ediyoruz.

BU YAZILAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Neden Muungoni?

Muungoni, Zanzibar adasının güneybatı yakasında, Google haritalarda adı bulunmayan, mangrov ormanına komşu, baharat alışverişi sebebiyle eskiden merkezi sayılabilecek, şimdilerde ise sadece yerlisinin uğradığı bir köy. Peki, biz nasıl bulduk ve neden bu köye geldik?

4 sene önce Zanzibar'a ilk gidişimizde tamamen safari sonrası dinlenmeye odaklandığımız için adayı gezmeye vakit ayırmamıştık. O nedenle vardığımızda buradaki hayata uzaktan bakıp içine giremedik. O zamandan kalan merakla bu seneki gezimize mutlaka bir köy ziyareti eklemeyi kafamıza koyduk. Amacımız hem bir Zanzibar köyü kültürünü yakından tanımak hem de gitmişken biraz yardımda bulunmaktı.

Biz bu tip şeylerde nereden başlayacağını bilebilen insanlardan değiliz. Erzağımızı alıp, köyün ortasına gelip "Jamboo!" diyemeyiz, köy kahvesine gidip oturamayız. Diğer gezilerimizde de yerellerle hemen muhabbete dalıveren gezginlerden olamıyoruz nedense. Bilen birisinin bize öncülük etmesini tercih ediyoruz her zaman. Zanzibar köyü ziyareti için de bize göre en uygun yol bir tur veya rehber ayarlamaktı. Tripadvisor'da yaptığım uzun araştırmalar sonunda da bütün gün sürmesi, köydeki farklı kişilere katkı sağlaması, doğa içinde de vakit geçirilebilmesi sebebiyle en uygun seçenek Muungoni oldu.

Zanzibar köyü
Çocuklar yabancı birilerini gördüklerinde çok mutlu oluyorlar. Evden dışarı fırlayıp tüm hünerlerini sergilemeye çalışan bile var.

Zanzibar Köyü Muungoni'de Bir Gün...

Zanzibar'da çalışan bir telefonumuz olmadığı için e-posta yoluyla haberleşiyoruz Helen'le. Helen, ayarladığımız turun dijital ayağı. Kurumsal hayattan alışkın olduğunuz bir "hızlı dönüş" bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Burada her şey poli poli, yani yavaş yavaş...Kurban Bayramı telaşı nedeniyle köyün ve rehberimiz Rama'nın uygun olmayacağını öğrendikten sonra bayramın 3. günü için sözleşiyoruz. Muungoni köyünü gezdikten sonra hemen yanındaki mangrov ormanında kano turu da yapacağız fakat bu tur, günün her saati elverişli olmuyor. Zanzibar'da her daim elinizin altında bulunması gereken gelgit saatlerine bakmak lazım. O güne özel olarak buluşma saatimiz 11.00 oluyor ve karşılıklı anlaşıyoruz.

Tur günü geldiğinde sıradaki problemimiz Rama ile buluşma...Haritada göremediğimiz, kaba taslak tarifini aldığımız bir köye giden yol üzerinde, elinde "Muungoni" yazan kağıt tutan birisini bulmamız lazım. İki kere polis tarafından durdurulduğumuz için saat 11.20 olmuş bile. Sorun yok, hakuna matata...Zaten beklediği muhitte başka kimse olmadığı için yol kenarında Rama'yı yakalamamız düşündüğümüz kadar zor olmuyor.

Zanzibar köyü
Keçi, tavuk ve inek neredeyse her evde var.

Rama...Ramadan'ın kısaltılmışıymış. Muungoni'nin yerlisi. Hala bu köyde, geçen sene evlendiği karısı ve birkaç tane akraba çocuklarıyla birlikte yaşıyor. "Nereden para kazanıyor, ev yapmış mı, alkol alıyor mu, ot içiyor mu? Evlenilecek erkekte bunlara bakarlar. Sorun yoksa evlenmesi kolay olur." diyor...Çevre konusunda eğitim almış, doğaya ve medikal bitkilere karşı fazlasıyla ilgili. Geçtiğimiz senelerde Zanzibar'a gelen turistlerin bir kısmının bu tip şeylere ilgi duyduğunu fark etmiş ve ormandaki bitkileri tanıtan turlar düzenlemeyi kafasına koymuş. O esnada kendisi gibi çevreci olan Helen ile tanışmış. Helen, tanıtım ve web sitesi ayağı ile ilgilenirken Rama da rehberlik yapmaya başlamış. İlerleyen zamanlarda doğa gezisine gelenlerin köylerdeki yaşamı da çok merak ettiklerini görmüş ve hem doğal güzellikleri hem de köy hayatını tanıtan turlar organize etmeye başlamışlar.

Rama bizi alıp önce köyünü karış karış gezdiriyor, gezdirirken de uzun uzun anlatıyor...

Zanzibar köyü
Rama, bütün gün bize rehberlik edip köydeki her detayı anlatıyor.

Nasıl Evlerde Yaşıyorlar?

Önce genç erkeklerin evini tanıtıyor bize. Köy geleneğine göre 13 ile 15 yaşına gelen erkekler artık ailesi ile kalamazmış. Kendilerine tek odası derme çatma bir ev yapıp aile yanına sadece akşam yemek yemek için giderlermiş. Ev yapma yöntemleri de ilginç: Çıtaların arasına adanın her yerinde bulunan mercan kayalarını yerleştiriyorlar, çamurdan doğal sıva yapıp birbirlerine yapıştırıyorlar. Çatısı ise hindistan cevizi yapraklarından. Aynı yöntemle tavuk kümesi veya tuvalet de yapıyorlarmış. Şiddetli yağmura veya kasırgaya dayanıklı değil ama hem ucuz hem de yapımı pratik olduğu için genç erkekleri evlenip yeni bir ev yapana kadar idare ediyormuş.

Zanzibar köyü
Genç erkeklerden birisine ait olan ev.

Ailelerin kaldığı evler daha sağlam, pencereleri ufak ama duvarlarına beton sıva çekiyorlar. Hava sirkülasyonunu sağlaması için çatı katında boşluklar var. Adada hava sıcaklığı 25 derecenin altına düşmediği için çatının tek görevi yağmurdan korumak. Evlerin içi oldukça geniş ama alışkın olduğumuz bir mobilya düzeni yok. Koltuk, çamaşır makinesi, televizyon...Bunların hiçbirisine sahip değiller. Fakat elektrik ve elbette cep telefonu var.

"Herkes istediği yere ev yapabiliyor mu?" sorusu geliyor hemen aklımıza. Öyle olsa keşke, eski usül...Ama o iş öyle basit değilmiş. Köyde belli aileler ve bu ailelere ait araziler var, dışında kalan alanlar devlete ait. Herkes evini, mensubu olduğu ailenin arazi içine yapmak zorunda. O sınırın dışında yaşamak isteyen başka bir bölgeden ev satın alabilir ama oraya yeni bir ev yapamaz.

Her evin kendine ait bir bahçesi var ve hepsinde muz, mango gibi belli başlı meyve ağaçları ile birlikte mutlaka devasa taro (elephant ear) bitkisi bulunuyor. Bunun yapraklarını haşladıktan sonra patates ve havuçla soteleyip yemeğini yiyorlarmış. Bazı evlerde ise ufacık ekilmiş domates, patlıcan, biber gibi sebzeler görüyoruz. Kimisi yemek için yetiştiyormuş, kimisi ise fideleri satıp para kazanıyormuş.

Zanzibar köyü
Taro, Zanzibar adasında sıklıkla rastlanabilecek bir bitki.

Nasıl Geçiniyorlar?

Rama köyün %75'inin işsiz olduğunu söylüyor. Buradan hiçkimsenin para kazanmadığı anlamını çıkartmamak lazım, sadece düzenli bir gelirleri yok. Erkekler genellikle balıkçılıkla uğraşıyor, sabah erken veya gün batımında denizde oluyorlar. Bir kısmı da az önce bahsettiğim ufak bahçelerinden gelir sağlamaya çalışıyor. Kadınlar günün büyük bir bölümünü yemek yapmaya ayırıyor. Bizdeki gibi hazır gıda kullanımı olmadığı için her şeyi hazırlamak epey vakit alıyor olmalı.

Rama "İslamiyette kadın ev işleriyle ilgilenir ama yemeği erkek yapar. Biz Zanzibarlılar bazı konularda ters hareket ederiz. Bizde yemeği kadın yapar." derken radyodan yükselen Arapça sesler sebebiyle -muhtemelen dua okunuyor- kendisini duymakta güçlük çekiyorum. Sabah akşam şarkı söyleyip kapı gıcırtısına dans edecek kadar Afrikalı, birbirlerini "Jambo!" yerine "SelamünAleyküm" diye selamlayacak kadar Araplar.

Kadınların iş kolu biraz daha geniş çünkü daha marifetliler. Öncelikle sepet örerek geçimini sağlayan bir teyze ile tanışıyoruz. Yabani hurma ağaçlarının yapraklarını toplayıp evinin önünde kuruttuktan sonra bıçakla kesip inceltiyor ve dörtlü örgü yaparak kalın bir sarmal oluşturuyor. Daha sonra bu sarmalları birbirine dikerek sepet, halı, tepsi kapağı, çanta gibi ürünler yapıp diğer köylülere satıyor. Eli, nasıl ördüğünü takip edemeyeceğim kadar hızlı. Buna rağmen bir çantayı yapması bir buçuk hafta sürüyormuş.

Zanzibar köyü
Muungonili kadın, yabani hurma yaprağından nasıl sepet ördüğünü gösteriyor.

Sırada lokman hekim var...Köydeki tüm kadınları toplasalar ve "Hangisi lokman hekim? Göster bakalım." deseler hiç şüphe etmeden onu gösteririm. Yanına gittiğimiz esnada mercan kayasından yapılmış öğütme taşında tahıl eziyordu. Gördüğüm zaman "Acaba köy gezisi için sandıktan çıkarttıkları eski bir ürün mü?" diye düşündüm ama değilmiş, hala ilkel yöntemler kullanıyorlar.

Lokman hekimimiz, çamaşırlarını astığı avludan bir leğen dolusu kurutulmuş bitkiyi bize göstererek tanıtımını yapmaya devam ediyor. İsimlerini aklımda tutamadığım envai çeşit otun tek tek hangi hastalıkta kullanıldığını anlatıyor. Bize değil, Rama'ya...İngilizce bilmediği için Rama'ya anlatıyor, Rama da bize aktarıyor.

Son olarak kurutulmuş hindistan cevizi liflerinden nasıl ip yaptığını gösteriyor. Koyun yününü andıran lifleri önce bacağında ince bir iplik haline getiriyor. İki tane ipliği de kıvrak el hareketleriyle sağlam bir ipe dönüştürüyor. O kadar sağlam ki ev yapımında kullanılan ahşaplar bile birbirine bu iple bağlanmış durumda.

Zanzibar köyü
Köyün lokman hekimi...Önünde duranlar ise hindistan cevizi kabuğunun lifleri. Yuvarlayarak sağlam bir ip haline getiriyor.

Yemekleri

Yemeklerde kullandıkları ana malzemeler bizim mutfağımızdan çok uzak değil; tavuk, balık, patates, pirinç, baklagil çok tanıdık. Fakat bir baharat kullanımları var ki parmaklarımızı yiyoruz. Önce, bayram sebebiyle atıştırmalık yemek hazırlığı yapan kadınları ziyaret ediyoruz. Pişi ve patates krokete benzer kızartmalar yapıp hazırlıyorlar, akşamki bayram kutlamasında satacaklarmış.

Zanzibar köyü
Muungonili kadınlardan birisini yemek yaparken yakalıyoruz.

Daha sonra Rama'nın evine konuk oluyoruz. Karısı bizim için pilav ve körili balık hazırlamış. Hindistan cevizi suyu ile pişirilen pilavın içinde yeşil mercimek de var. Biraz lapa gibi ama tadı çok lezzetli. Balık ise denizden taze çıkmış; sebze ve körili sosuyla nefis hazırlanmış. Tabaklarımızı yalayıp yutuyoruz.

Yemekler yerde ve elle yeniyor. Bizim için sofraya kaşık da çıkartmışlar ve Rama kendi usülüyle eşlik ediyor bize. Sofranın yanında bir tas su ve bir adet boş leğen de var. Yemekten önce ve sonra eller yıkanıyor. Bize kapalı şişede su ikram etse de Rama tasta kalan suyu içiyor.

Batıl İnançları

Bütün köy halkı radikal Müslüman olmasına rağmen batıl inançları çok fazla. Rama, ormanın içinde ağaçları tanıtırken köylünün bakış açısından da bahsetmeyi ihmal etmiyor. Örneğin bazı bereketli ağaçların olduğu yerler kutsal bölge sayılırken parazit bulaşmış ağaçların içinde şeytan olduğuna inanılıyor. "Genç kızlar buradan geçmeye korkar." derkenki kıkırdamasından Rama'nın da saçma bulduğunu anlıyoruz.

Bizdeki gibi dilek ağaçları ve çaput bağlama olayları da var. Ağacın altındaki oyuğa tabak içinde patlamış mısır, bal, süt gibi gıdalar koyarak dilek diliyorlar. Eğer çocuk doğurmak gibi iyi bir şey olmasını dileyeceklerse beyaz kumaş, ailenin bir beladan kurtulması gibi kötülük bazlı bir dilekte bulunacaklarsa kırmızı kumaş bağlıyorlar. Ağacın üstünde biriken kumaşın bolluğundan neredeyse tüm köy halkının dilek dilemek için uğramış olduğunu düşünüyoruz.

Zanzibar köyü
Köyün yanındaki ormanın içinde bulunan dilek ağacına yakından bakarsanız oyuğun için tabakları görebilirsiniz.

Kıyafetleri

Son olarak geleneksel kıyafetlerini tanımaya gidiyoruz...Köydeki erkeklerin kıyafetlerinde özel bir olay yok. Stone Town'da Umman kandurası ile  gezen erkek sayısı hayli fazla olsa da köylerde bu sayı oldukça düşük. Beni, kadınların giydiği kıyafetler daha çok ilgilendiriyor. (Kandura ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz "Gitmeden Önce Dubai Hakkında Bilinmesi Gerekenler" yazısına göz atabilirsiniz.)

Tanzanya'da ve dolayısıyla Zanzibar'da kadınların üzerine sardıkları renkli kumaşlara Kanga (khanga) deniyor. Bir başka köylü kadının evine konuk oluyoruz ve hemen içeriden temiz kangalar getiriyor ve nasıl giyildiğini gösteriyor. Köy dışına çıkacakları zaman ayrı örtünme şekli var; bir adet kanga alta etek gibi sarılıyor, diğer adet de kafayı tamamen kapatacak şekilde üste sarılıyor. Gün içinde çalışırken ise bir adet göğüsten dize kadar sarılıyor, diğer adet kafaya gelişigüzel atılıyor. Fotoğraftaki ise gelin kangası 🙂

Zanzibar köyü
Kangayı farklı bağlama şekillerinde kullanıyorlar. Yeni gelinler 3 adet kanga bağlıyor.

Veda Zamanı...

Düzinelerce çocuğa "Jambooo!" diye el salladığımız turun sonunda büyülü mangrov ormanı içinde kano turuna çıkıyoruz. Kanoların fiber değil de hala mango ağacının gövdesinden yapılmış olması çok hoşuma gidiyor. Derin bir sessizliğin içinde yol alırken aklımdan geçenler hala kafamı kurcalıyor: Var olduğumuz sistem içinde sunulan "nimet"lere sahip olmadıkları için buradaki insanları "fakir" buluyoruz; oysa ki hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları her şeyin en güzelini doğada bulabildikleri için bizden daha "zengin"ler. Ayakları toprağa bastığı veya yemeği elle yedikleri için "pis" olduklarını düşünüyoruz; oysa ki hiçbir kimyasala maruz kalmadıkları için bizden daha "temiz" vücutları var. Zanzibar köyü içinde yaptığımız bu ufak tur yine, yeniden yaşadığımız hayatlarımızı sorgulamamıza sebep oluyor. Zanzibar'a gelme fırsatı bulursanız siz de bu yaşantıyı yakından görün, olur mu?

Zanzibar köyü
Muungoni gezisinin en güzel kısımlarından birisi de mangrov ormanında yaptığımız kano turuydu.

"Muz Ağaçları Arasında Bir Zanzibar Köyü: Muungoni" yazısı hoşunuza gittiyse Zanzibar ile ilgili yazıları okumak için tıklayın.  Diğer yazılardan güncel olarak haberdar olmak isterseniz sayfanın altında bulunan formu doldurarak e-posta grubuna abone olabilir veya sosyal medya hesaplarımı takip edebilirsiniz.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

10 comments on “Muz Ağaçları Arasında Bir Zanzibar Köyü: Muungoni

  1. Merhaba,

    yazı çok yardımcı, emeğinize sağlık. Rica etsem Helen’in iletişim bilgilerini paylaşabilir misiniz?

    teşekkürler

  2. Merhaba, Helen in iletişim bilgilerini bana da atabilir misiniz 😊bir de sürücülü araç kiralama ile ilgili tlf paylaşmıştınız, kabaca bir fiyat bilgisi de paylaşabilir misiniz günlük olarak? Teşekkürler

  3. Zanzibar yazılarınız çok aydınlatıcı, elinize sağlık 🙂 Yılbaşında Zanzibar’a gideceğim, notlarınız çok yol gösterici oldu. Bu köy turunu yaptığınız Helen’in iletim bilgisi elinizdeyse rica etsem paylaşabilir misiniz? Biz de köylerde tur yapmak istiyoruz, olumlu bir tur geçirmişsiniz, biz de aynı kişilerle yapabiliriz diye düşündüm.

    1. Çok teşekkürler, beğenmenize çok sevindim. İletişim bilgilerini yorum yazdığınız adrese mail attım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir