HAKKIMDA

 

Kurumsal Turist Kimdir

Hoş geldiniz! Ben Kübra.

6 Mart 1988 yılında Ankara’da doğdum ama Ankara ile hiçbir bağlantım yok; kendimi bildim bileli İzmir’deyiz; yedi sülalem Çankırılı.

İTÜ-Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunuyum. Sigortalı olduğum iş hayatım boyunca reklam ve pazarlama alanında çalıştım. Daha da ayrıntı bilmek isteyenleri Linkedin hesabıma alabilirim.

İki senedir düzenli olarak blog yazıyorum ve bunu tam zamanlı işe dönüştürmeyi hedeflediğim için pasif gelir sistemi kurmakla uğraşıyorum.

Kurumsal Turist Hakkımda

2009 yılında İtalya’da Erasmus imkânı ile birlikte hayatımda ilk kez yurt dışına adım attım. Politecnico di Torino’da okuyup devletin verdiği hibelerden artan parayla biri Avrupa genelinde, diğeri İtalya içinde olmak üzere iki kez Interrail yaptım ve “seyahat etmek” kavramıyla bu şekilde tanıştım. O günden beri vaktim ve maddi durumum elverdikçe geziyorum, geziyoruz 🙂

Yedi seneden beri genellikle Uğur’la birlikte seyahat ediyoruz; duruma göre ayrı hareket ettiğimiz de oluyor çünkü evli olmamız yapışık ikiz gibi hareket etmemizi gerektirmiyor; farklı planları ve zevkleri olan iki ayrı bireyiz. Blogda A’dan Z’ye her işle ben ilgileniyorum. Youtube kanalımdaki videoları düzenleyen de benim, sosyal medya hesaplarını yöneten de. Bir çift hesabı olmasak da yeri geldiğinde Uğur’un tecrübelerini de paylaşıyorum çünkü çekirdek ailemizin en çok gezeni o. Yazının devamında kendisinden de bahsettim 🙂

Kurumsal Turist Hakkımda

Doğuştan kalbimde minicik bir delik var; küçükken hastalık ilerlemesin diye aşırı hareketten, sportif faaliyetlerden uzak tutuldum. Üniversiteye gelince riskin olmadığını gördüm, kendimi spora vermeye çalıştım ama el attığım her alanda hep en zayıf halka oldum 🙂

Uğur’a ayak uydurmak istediğim ve onunla bir şeyler yapmaktan çok keyif aldığım için snowboard ve dalış yapmaya azimle devam ediyorum.

Sayısını hatırlamadığım kadar kamp yaptım. (Afrika’yı bile çadırda kalarak gezdik.) “Trekking, hiking” dediğimiz doğa yürüyüşleri ise hayatımda hep vardı, olmaya da devam edecek.

İlk defa adım attığım bir şehirde yorulmadan, her gün ortalama 20 km yürüyebilirim, o yüzden hazırladığım gezi planlarındaki günlük rotalar herkese uymayabilir.

Son zamanlarda biraz ara verdim ama beş sene önce yogaya başladım, bir kere bile Instagram’da paylaşmadığım için çoğu kişi bilmez. Çok iyi örgü örerim. Sudoku, kare karalamaca gibi bulmacaları çözmeye ve puzzle yapmaya bayılırım. Kahve gurmesi değilim, olma potansiyelim de yok ama kahvesiz bir günüm kâbus gibi geçer, kriterim “Nescafe olmasın yeter.” Seyahat maliyeti paylaşırken mutlaka kahvecileri de dâhil ederim.


Uğur Diker kimdir

11 senelik partnerim Uğur.

17 Nisan 1981 yılında İstanbul’da doğdu, büyüdü, okudu, çalıştı… Taa ki İstanbul’dan nefret edip İzmir’e taşınma kararı alana kadar.

İTÜ-Çevre Mühendisliği mezunu, aynı okuldan yüksek lisansı da var. Araya bir de Anadolu Üniversitesi-İşletme (açık öğretim) sıkıştırdı hobi olarak.

Atık imha tesislerinin satış bölümünde başladığı iş hayatını, analiz laboratuvarında iş geliştirme müdürü olarak sürdürdü. 2017’den beri Suudi Arabistan’da, bölgede iş geliştirme müdürü olarak çalışmaya devam ediyor.

Uğur Diker kimdir

İlk kez 2003 yılında yurt dışına adım atmış, İngiltere’de okuyan abisini ziyaret etmek için. Kuzey Avrupa’da yaptığı 40 günlük Interrail sonrasında düzenli seyahat etmeye başlamış. Her sene pasaport bitirecek kadar sık yurt dışına çıktığı bir iş hayatı var. Damga bolluğunda, her gün Bahreyn’den Suudi Arabistan’a geçmesinin de payı büyük.

Tanıdığım günden beri fotoğrafla ilgilidir; uzman değil ama kendini geliştirmek için elinden geleni yapar. Fotoğraflarımı genelde Uğur çeker, yani Kurumsal Turist’in kamera arkasındaki kişidir.

Ev dışından paylaştığım videoları çekme işi de Uğur’dadır. Blog yazmam konusunda en büyük destekçim aynı zamanda.

Konuşmayı çok sever, aşırı sever 🙂 Övülmeyi de çok sever. Bu yazı için de sipariş verdi “Onu da yaz, bunu da yaz.” diye; yazayım bari. İTÜ Dağcılık Kulübünde eğitmendi; dağ bisikleti sürer; çok iyi snowboard yapar; 3 yıldız dalıcı; bir dönem mağaracılık da yapmış. Bunca şeye nasıl vakit ayırdığının cevabı ise 7 saat uyuduğu gün “Offf! Çok uyudum.” demesinde yatıyor sanırım. Evet, bence de hiperaktif.


NASIL TANIŞTIK?

Üniversite öğrencisiyken ikimizin de ek gelir elde etmek için yaptığı ufak tefek işler vardı. Ben, ajanslar vasıtasıyla fuar, sempozyum gibi etkinliklerde görev alıyordum veya grafik işleri satıyordum; Uğur da hafta sonları rafting rehberliği yapıyordu (yapıyorMUŞ :)) İkimizin ortak yaptığı iş ise motor sporlarında hakemlikti.

Pek çok yarışta görev aldık ama ilk defa 2008 yılında, Antalya’da düzenlenen Dünya Ralli Şampiyonası’nda denk geldik. Sanıldığı gibi okuldan tanışmıyoruz ama aynı üniversitede okumamız ve ikimizin de bir dönem Dağcılık Kulübünde yer alması tanışmamızı kolaylaştırdı sanırım. O günden beri birlikteyiz.

2012’de evlendik. 2015’te Luffy (Lufitoş) aramıza katıldı. 2017’de Bahreyn’e taşındık ve hala Bahreyn’de yaşıyoruz.

Kurumsal Turist hakkımda


BLOG HAKKINDA

Geçenlerde annem, 9 yaşımdayken yazdığım günlüğümü bulmuş. Kareli minik bir deftere, o zaman için önemli bulduğum ama aslında saçma sapan olan bir dünya olayı yazmışım. Yazım hatalarıyla bezeli birkaç sayfa yazının, beni 20 sene öncesine götürmesi öyle hoşuma gitti ki çöpe atmaya kıyamadım.

Seyahatte günlük tutma alışkanlığım da eskiye dayanıyor. Anlık duyguları aktarmada fotoğrafları yeterli bulmuyorum sanırım. Seyahat fotoğraflarında poz veriyoruz; korkumuz, mutluluğumuz, kavgamız, sıkıntımız tam olarak yansımıyor. Ama notlarıma baktıkça o âna geri dönebiliyorum çünkü ne hissettiğimi AYNEN yazmış oluyorum.

Hayatımın hiçbir döneminde kalemi kuvvetli bir insan olmadım. Hatta Edebiyat derslerindeki kompozisyon yazma olayı daima korkulu rüyamdı. Fakat ilginç bir şekilde yazmayı, özellikle not tutmayı hep çok sevdim çünkü hafızam çok kötüdür, her şeyi hatırlamak isterim ama hiçbir şeyi aklımda tutamam.

Uzatmayayım 🙂 2014 senesinde, henüz işimden ayrılmamışken, elimde biriken seyahat notlarımı bir blog aracılığıyla temize çekmek istedim. Bir seyahat blogu için ne kadar ilginç(!) bir hikâye! Gittiğimiz yerlerle ilgili ne yedik, nereye gittik, nerede kaldık… soran olursa, oradan bakıp söylememin daha kolay olacağını düşündüm ve .blogspot uzantılı bir seyahat blogu açtım. İsmini de “Dünya Yetmez” koydum.

“Neden Türkiye’den Göç Etmek İstedik?” yazısında da bahsetmiştim; hep çok yoğun çalışma temposu olan işlerde çalıştığım için bloga senede iki yazı filan yazabiliyordum. Zaten “blogger” olma amacım da yoktu. Yazmaya başladığım zaman Türkiye’deki diğer seyahat bloglarını örnek aldım, “Blog böyle yazılıyor herhalde.” diye düşünüp herkese benzemeye çalıştım ve o kadroya amatörce girmiş bulundum.

Kurumsal Turist seyahat blogu

2016 yılında, İstanbul’dan İzmir’e taşındığımız dönemde, benim İzmir’de iş bulma sürecim biraz can sıkıcı olmaya başladı. Bu boşluğu fırsat bilip öğrenciliğimden beri hayalini kurduğum “kendi işimi yapma” sevdasını gerçeğe dönüştürmeye karar verdim. Hayır, blog değil 🙂 Örgü oyuncak yapıp satmaya ve çeviri yapmaya başladım fakat istediğim tam olarak bu değildi, beni tatmin etmiyordu.

Bu sırada, evdeki boş zamanlarımdan istifade ederek bir türlü temizleyemediğim seyahat notlarımı bloga daha sık bir şekilde aktarmaya devam ettim. O gün paylaştığım yazılar, bugün benim için utanç kaynağı. Olur da eski yazılarıma denk gelirseniz yenilerini biraz daha iyi yazdığımı bilmenizi isterim.

Yazdıkça -doğal olarak- emeğim boşa gitmesin diye yazıların okunmasını istedim. Onun için daha derli toplu bir siteye geçiş yaptım, ismini değiştirdim, WordPress’in nasıl kullanıldığını araştırdım, SEO öğrendim. “Blog kuru kuru olmasın, yanında bir de Instagram hesabı açayım.” dedim ve bugünkü seyahat blogumun temellerini atmış oldum.

Blog yazmayı işim haline getirmeye karar verdikten sonra bakış açım da değişti. Eskiden, olması gerekenin o olduğunu düşünüp “Herkes nasıl yaptıysa ben de öyle yapayım.” diyordum. Şimdi ise “Neden hepimiz aynıyız?” düşüncesini sorguluyorum ve size, diğer Türkçe kaynaklarda bulamayacaklarınızı sunmak için elimden geleni yapıyorum.

Kurumsal Turist seyahat blogu


BURADA NELER VAR, NELER YOK?

• Diğer tüm seyahat bloglarında gördüğünüz “X Gezi Rehberi”, “Y Gezilecek Yerler” gibi klişe başlıklar burada da bolca var çünkü arama motorlarında karşınıza çıkmak için arama alışkanlıklarına yönelik başlık atmak zorundayım. Fakat seyahat ettiğim lokasyonlarla, yaptığım tercihlerle ve yazıların içeriğiyle farklılaşmaya fazlasıyla özen gösteriyorum.

Tabii ki Roma’ya giden Kolezyum’u anlatacak ama her blogger’ın aynı yerde yemek yemesinden ben de çok hoşnut değilim. O yüzden son iki senedir şöyle bir yol izliyorum: Seyahate çıkmadan önce bütün blogları tarayıp gidilen restoran ve kalınan otelleri tek tek not alıyorum ve mümkünse hiçbirisine gitmiyorum ki size alternatif sunabileyim.

• Bahreyn ile ilgili soruları cevaplayacak şekilde yurt dışında yaşam ve yurt dışında çalışma hakkında yazılar paylaşıyorum. Başlıca hobilerimizden snowboard ve dalış ile ilgili yazılar da “aktivite” başlığında toplanıyor.

• Blog yazmayı ve sosyal medya kullanmayı sıfırdan öğrendim; daha doğrusu hala öğrenmeye devam ediyorum. Çıktığım bu yolda doğru adımlar atabilmek için çok fazla kaynak okuyorum ve sürekli araştırıyorum.

Eğer hikâyemi merak edip buraya kadar okuduysanız bazı şeyler yolunda demektir 🙂 Henüz çok başındayım fakat “blog” kategorisi altında bu konuda edindiğim tecrübeleri aktardığım yazılar gelmeye başladı.

• Elbette yazılar arasında reklam ve işbirlikleri de var fakat reklamı gizlemeye çalışma, hiç kullanmadığım halde “Bakın ne keşfettim” gibi etik dışı ifadeler yok. Paylaştıklarımın hepsi kendi kullandığım ürünler. Örneğin, Booking.com ezelden beri seyahat için faydalandığım bir platform veya amazon.com‘dan önerdiğim ürünlerin hepsi kendi kullandığımız ürünler. Paylaştığım linkler üzerinden rezervasyon veya alışveriş yaparsanız ben ufak bir komisyon alıyorum.


NEDEN “KURUMSAL TURİST” ?

Hep aynı şeyleri söylüyormuş gibi olacağım ama yine yazayım: Herkesin bir seyahat tarzı var; kimisi lüks seyahat sever, kimisi sırt çantasıyla otostop çekerek gezer, kimi işi gücü bırakıp yollara düşer, kimisi de bizim gibi yıllık izinleri seyahate ayırır.

Bu blog, her gezgine hitap edecek bir seyahat blogu değil; hayatında hiç gezmemiş ve gezmeyecek olanlara dünyanın farklı köşelerinden hikâyeler anlatan bir blog da değil; Wikipedia gibi ansiklopedik bilgiler sunan bir blog hiç değil. Burada sadece, sizin de bir şeyleri tecrübe etmek istediğiniz aşamada ihtiyaç duyabileceğiniz bilgiler ve kişisel deneyimlerimiz var.

Lüksü sevmeyen ama yerine göre keyfine düşkün, yarının ne getireceğini bilmediği için farklı deneyimlere harcama yapmaktan kaçınmayan, seyahate ayırdığı zamanı en verimli ve kaliteli şekilde değerlendirmek isteyen, dolayısıyla seyahat planlamasına önem veren, gittiği yerde en turistik yerleri gezmenin yanı sıra farklı aktivitelerden de geri kalmayan, iki sene sonraki bayram tatillerini bile bilen, resmî tatilleri herkesten önce hafta sonuna bağlayan biriyseniz bu blogda illaki size uygun bir şeyler çıkacaktır.

Yani, bloga adını veren “Kurumsal Turist” ben değilim, sizsiniz. Tekrar hoş geldiniz 🙂

6 comments on “HAKKIMDA

    1. Nimetciğim çok teşekkürler 🙂 Ben de bu sayede sizleri tanıma fırsatı buluyorum. Bence sen de en kısa zamanda paylaş, ben de uzun zaman salladım ama gerçekten blogun en önemli kısmı.

  1. Anne oldugunzda da kurumsal anneye dönüşür bu blog. 7 aydr ınst bebek anne sayfaları ile doldu uzun zamandan snra ılk defa baska bı yazı okuyup yorumluyrm😬gezmek ve paylasmk güzel sey hersey gonlunuzce olsn bnde bebegı buyuteym yazılarınızı daha derine ine ine okur deneymlrnızden yararlnrm umuduyla

    1. Çok teşekkürler. Büyük konuşmayayım ama “instamom”lıkta pek gözüm yok, şimdilik böyle devam (dedi ve Kurumsal Anne hesabını açtı :))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir