Biliyorum, İzmir çevresinde hepsi birbirinden güzel ve değerli dünya kadar yer var ama ama Birgi Köyü benim için üst sıralarda. Sokaklarında gezerken adeta bir açık hava müzesi geziyormuşum gibi hissetmek, yeşilliklerin arasına saklanmış bir kalıntıya yaklaşıp "Aaaa, hamam varmış burada!" diye şaşırmak, turistik bir noktada olduğunu bilip aynı zamanda bozulmamış bir köy yaşantısıyla tanışmak, yorulunca dev bir çınarın gölgesinde soluklanmak, dalından doya doya dut yemek, köpeğimizi görünce koşarak yanımıza gelen köy çocuklarıyla kaynaşmak...Şehrin bunaltıcı griliğini bir nebze olsa unuttuğumuz samimi bir ortamla ile tanıştığımız yer oldu burası.

Birgi Köyü

Peki, Birgi Köyü'nün önemi nereden geliyor? Bakır Çağı'ndan günümüze kadar merkezi bir yerleşim yeri olan Birgi Köyü, asıl zenginliğini Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yapmasıyla kazandı. Osmanlı döneminde ise daha da gelişip büyüyerek pek çok anıtsal yapıya ev sahipliği yapan bir konum haline geldi. Köyün etkileyici yanı ise, bu tarihi dokusunu hala koruyor olması. Öyle ki; 1990 yılında "kentsel sit alanı" ilan edilen köy, aynı zamanda Unesco Dünya Kültür Mirası Geçici Listesinde yer alıyor. Turizme kazandırılmış bir yer olmasına karşın doğallığını kaybetmeyen köy sakinlerini barındırması da cabası. Şirince'de arayıp da bulamadığım her şeyi Birgi Köyü'nde buldum diyebilirim. Bu yazımda da günübirlik gerçekleştirdiğimiz gezinin notlarını aktaracağım.

BU YAZILAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

Birgi Köyü ve Çevresinde Gezilecek Yerler

* Birgi Köyü

21 Mayıs Pazar sabahı saat 9:00 civarında kahvaltı bile yapmadan Ödemiş'e doğru yola koyulduk. Bu sefer köpeğimiz Luffy de bize eşlik etti; sonuçta doğanın içinde bir köye gidiyoruz. Tire'den sonra meyve ağaçlarının arasından geçerek Ödemiş'e ulaştık. Ödemiş ilçe merkezine geldiğimizde saat 11:00'i geçiyordu. Tarihi Töngül Pide Fırını'nda verdiğimiz kahvaltı molasından sonra 20 dakikalık bir sürüşün sonunda, Bozdağ'ın eteklerinde incir ve dut ağaçları arasına saklanmış Birgi Köyü'nü bulduk.

Birgi Köyü

Köyün girişinde "Araç giremez!" tabelası gördüğümüz için, arabamızı girişteki park alanında bırakarak yürümeye başladık. Sanırım bunu yapan bir tek biz vardık, köyün içi araba kaynıyordu çünkü. Tarihi köy evlerinin önüne sadece 50ler'den kalma traktör yakışıyor, keşke herkes hassasiyet gösterse...Luffy ile kapalı alana giremeyeceğimiz için tarihi camilere ve hamamlara dışarıdan bakmakla yetinerek köyün en önemli yapısı olan Çakırağa Konağı'nın yolunu tuttuk. Luffy'i Uğur'a emanet edip içine girmeyi planlamıştım fakat konağın restorasyon çalışması nedeniyle geçici bir süreliğine ziyarete kapalı olması hafif bir hayal kırıklığı olsa da çok etkilenmedik. Köyün içinde boş boş dolanmak bile o kadar güzel ki turistik noktaları gezmeyi pek dert etmedik açıkçası.

Hele fotoğraf çekmeyi sevenler için Birgi Köyü başlı başına bir cennet. Ahşap panjurların arkasında görünen dantel perdeler mi dersiniz, rengarenk boyanmış 'blogger duvarı' mı, mis kokulu güllerin sarktığı cumbalar, gözlemeci teyzeler, renkli traktörler, arnavut kaldırımlı sokaklar...Ne ararsanız var.

Peki, Birgi Köyü'nde ne yapılır? Biz sokak sokak gezmek, tonlarca fotoğraf çekmek ve dut yemek dışında pek bir şey yapmadık ama zaten gidiş amacımız da buydu; keyifli bir gün geçirmek...Birgi'de yeşillikler içinde oturup, bir şeyler yiyip içebileceğiniz tatlı mekanlar var. Kafa dinlemelik bir kaçamak düşünürseniz, köy içinde konaklayabileceğiniz yerler de mevcut. Zaten İzmir'de oturduğumuz için gece kalmaya yönelik bir masraf yapmayı tercih etmedik ama başka illerden buraya ziyarete gelecekseniz gece kalmak da çok keyifli bir alternatif olacaktır. Sokak arasında denk gelip laf atan köylü kadınlarla ufak bir sohbet, pozitif enerjinizi yükseltmeye birebir. Köyün tamamını gezmek ise dört saatten fazla sürmez. İzmir, Aydın veya Manisa'dan günübirlik bir gezi için ideal.

Birgi Köyü

* Gölcük

Saatlerimiz 14:30'u göstermeye başlayınca Birgi Köyü'ne tekrar gelmek üzere veda edip rotamızı Bozdağ'ın tepesine çevirdik ve kahverengi Gölcük tabelalarını takibe aldık çünkü tepelere çıktıkça navigasyondan pek verim alamıyoruz. Virajlı yolları ve kaplumbağa hızında giden kamyonları aşarak 1200 metrede bulunan, İzmir için vaha diye nitelendirebileceğim bir doğa harikası, çam ağaçlarının ortasına yerleşmiş huzur yuvası bu yerle karşılaştık.

İzmir Gölcük

Yüksekte olması nedeniyle İzmir'e göre bir hayli serin olan Gölcük, özellikle yaz sıcaklarından uzaklaşmak için şahane bir kaçış noktası. Bahar aylarında gitmeye karar verirseniz kıyafet konusunda çok hazırlıklı gitmenizi tavsiye ederim çünkü tahminimden de soğuk bir havası var.

Gölcük'te göl kenarında balık tutan ve piknik yapan çok fazla insan gördüğümüzü söylemeliyim. Nereden gelmiş olduklarını anlamadığım değişik gruplar da vardı, hani şu Çin malı motorlarını kask takmadan son sürat kullanan tipler.  Ancak bu sizi korkutmasın, gölün etrafı o kadar geniş ki, kalabalıktan uzaklaşıp sakin bir ortam bulmanız hiç zor değil.

* Sardes Antik Kenti

Gölcük'te manzara eşliğinde bir yogunluk kahvesi içtikten sonra son durağımız, Birgi Köyü ile birlikte Unesco Dünya Mirası Geçici Listesine alınan Sardes Antik Kenti'ne doğru yola koyulduk. Antik kente vardığımızda saat 18:00 olmuş, alanın her köşesini fotoğraf çekimi için gelin-damatlar sarmıştı. İçeri girdiğimizde yağmur yağmaya başladığı için, 40 dakikalık hızlı bir turla bütün kalıntıları dolaştık. Zaten çok aşırı büyük bir antik kent değil, çalışmalar da hala devam ediyor. Luffy'nin -gelinlikten korktuğu için- havladığı gelinlere "Ayyy, çok güzel olmuşsunuz! Aman çok yakışmış gelinlik!" diyerek antik kent gezmek ise biraz garip bir tecrübeydi.

Sardes Antik Kenti

Sardes, insanlık tarihi için oldukça mühim bir yer aslında. Nedenini de kısaca şöyle açıklayayım: Sardes, Lidya Krallığı'nın başkenti. Lidyalıları ilkokul bilgilerinden hemen hatırlarsınız; parayı icat eden uygarlık olarak. Antik çağın en önemli ticaret yolu olan Kral Yolu, buradan geçiyor. Yani yoğun bir şekilde ticaretle uğraşan, dolayısıyla oldukça varlıklı bir halk yaşamış burada. Paranın ortaya çıkmasından önce, ticari faaliyetler mal takası şeklinde yürüyormuş. Fakat bir süre sonra, Lidyalı zengin tüccarlar, artık takasın altından kalkmakta zorlanmaya başlamış. Kral da: "O zaman, değerli madenlerden, mal yerine geçecek daha ufak bir şey üretelim, onu kullanalım." demiş ve tarihte bilinen ilk para kullanımı böylece ortaya çıkmış. Günümüzde, paranın en güçlü yönetici olduğunu göz önüne alırsak, bu topraklarda yaşananların insanoğlunu nasıl etkilediğini daha net görebiliriz sanırım.

Sardes Antik Kenti

Sardes Antik Kenti'ni ziyaret etmek isterseniz; Birgi Köyü ile kombine edilmiş günübirlik bir plan yapabileceğiniz gibi, Manisa üzerinden yapacağınız herhangi bir yolculuğun arasına sıkıştırmak da iyi bir alternatif bence. Kış aylarında 17:00'de kapanan alanın, yazın 19:00'a kadar açık olduğunu da belirteyim. Giriş ücreti 10 TL olan antik kente, Müzekart ile ücretsiz giriş yapmak mümkün. Alanın hemen karşısında Artemis Tapınağı da var ama hem vaktimiz kalmadığı için hem de sağanak yağmur başladığı için, çevrede başka yeri görmeden dönüş yoluna geçmek zorunda kaldık.

Birgi'de Ne Yenir?

* Bizim bildiğimiz, Ödemiş'in iki şeyi meşhur: Köfte ve Patates. Birgi içinde veya Gölcük'teki restaurantlarda halis muhlis Ödemiş patatesinden yapılma kızartma yiyebilirsiniz fakat ısmarlamadan önce mutlaka sorun, dondurulmuş patates yemeyin.

* Birgi'de bir köy kahvaltısı güzel bir seçenek olabilir. Biz ilk gidişimiz için Ödemiş merkezdeki Tarihi Töngül Pide Fırını'nı tercih ettik. Haftanın yedi günü açık olan, küçücük bir pideci burası. Hemen karşısındaki kıraathaneyle anlaşmalı çalışıyor. Çayla birlikte yemek isterseniz oraya oturuyorsunuz. Yaptığı pide tek çeşit fakat içinde her şey var. Bilenler, kahvaltı niyetine gelip burada pide yiyor. Zaten 14.00'ten sonra pide bulmanız zor. Yumurta, maydanoz ve peynir karışımından oluşan pidesi için, "Hayatımda yediğim en efsane pideydi." diyemem, fakat değişikti. Hayatımda ilk defa 'kahve'de oturup, çay içip pide yedim 🙂 2 çay + 2 pide için 12 TL verdiğimizi de yazmadan edemeyeceğim.

Birgi Köyü

* Birgi'yi anlatırken sık sık dut ağaçlarından bahsettim. Tahmin edebileceğiniz gibi, yörede ev yapımı buz gibi Karadut Suyu içebilirsiniz.

* Öğle yemeği için planımız, Gölcük'te taze bir göl balığı yemekti. Rıhtım Restaurant için olumlu yorumlar okumuştum. Fakat oraya gidince, mekan Luffy ile girmeye uygun bir yer gibi gelmedi. Biz de, göl kenarında yeşil bir bahçesi olan Gölcük Plus Kafe'yi tercih ettik. Kahve ve tatlı açısından zengin bir menüsü var, tercih edilebilir.

Birgi'ye Nasıl Gidilir?

Önce kısaca arabasız ulaşımdan bahsedeyim. Alternatifler aşağıdaki gibi. Biz arabayla gittiğimiz için yukarıdaki detayları araba ile ulaşım üzerinden anlatacağım. Burada tek söyleyebileceğim şey şu; İzmir merkezden arabayla bile 2.5 saat sürdü, diğer alternatifler muhtemelen çok daha uzun sürecektir.

  • İzmir'den otobüsle veya trenle Ödemiş'e - Ödemiş'ten dolmuşla Birgi'ye
  • İzmir'den otobüsle Salihli'ye - Salihli'den otobüsle Birgi'ye

Takip ettiğimiz rotayı yukarıdaki haritada işaretli şekilde görebilirsiniz. İzmir-Aydın otobanında Tire çıkışını kullanarak, Ödemiş merkez üzerinden Birgi Köyü'ne gidiliyor. Diğer bir alternatif ise, Salihli üzerinden, Bozdağ'ı tırmanarak kullanacağınız yol olacaktır. Bozdağ yolu 30 dk kadar daha uzun sürer fakat bölgenin doğal güzelliklerini görmek adına değerlendirmenizi tavsiye ederim.

"Günübirlik Gezi Serisi 3 - Ödemiş Birgi Köyü" yazısı hoşunuza gittiyse diğer yazılardan güncel olarak haberdar olmak için sayfanın altında bulunan formu doldurarak e-posta grubuna abone olabilir veya sosyal medya hesaplarımı takip edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir