Kenya’da safari yapmak niyetindeyseniz, koşulsuz şartsız ilk durağınız başkent Nairobi olacak. Artık İstanbul’dan direk uçuşlar mevcut fakat uçuş saatleri o kadar garip ki, mutlaka şehir merkezinde geçirmeniz gereken min 4-5 saatiniz oluyor. Bu süreyi otel odasında geçirmek istemeyenler veya gerçekten Nairobi’yi merak edenler için, safari turu öncesi yaptığımız 1 günlük Nairobi gezisinin detaylarını “Nairobi Gezisi” yazısında bulabilirsiniz.

Nairobi

Şehrin dışındaki Nairobili çocuklar

Nairobi Gezisi

18.20’de İstanbul’dan kalkan uçağımız, yerel saatle gece 01.20’de Nairobi’ye indi. Uçuş yaklaşık 6 saat sürdü. Kenya, vize istediği için, kapıda 50$ karşılığında vizemizi aldık. Ülkeye adım attıktan sonraki ilk tedirginliğimizi çantalarımızı görünce yaşadık çünkü ağızları açıktı, bir tanesinin içinden ilaçlar alınmıştı. Şehir merkezinde dolar kabul edilmediği için, hava alanında Kenya Şilini (shilingi) aldıktan sonra taksiyle otelimize geçtik. Oteli özellikle şehir merkezinde, güvenli bir yerde seçmiştik sözde ama buna rağmen gidene kadar arabanın içinde baya ürktüm açıkçası. Bütün şehir evsizlerden oluşmuş gibi, sokaklarda adım başı ateş yanıyor. Otele geldiğimizde, otele gelmiş olduğumu anlamadım. Hapishane girişi gibi, peş peşe duran 2 büyük demir kapısı var Ufak bir güvenlik önlemi işte. Artık nasıl olaylar oluyorsa…Neyse, otelimiz Kahama Hotel. İlk izlenimi gayet yeterli. Zaten kişi başı 40$ verdiğimiz için fazla beklentimiz yok. Gece, heyecandan uyuyamadım. Acaba nasıl bir yere geldik?

Sabah kahvaltısıyla birlikte ilk kültür şokunu yaşadım. Elbette bizdeki 48 çeşitli kahvaltı beklentim yok. Ama en azından biraz peynir, biraz ekmek olur diye düşünüyordum. Onun yerine haşlanmış keçi böbreği bulmak beni biraz üzdü ve önümüzdeki günler için biraz endişelendirdi. Otelde kasa olmadığı için 2 haftalık seyahatimizde kullanacağımız bütün parayı yanımıza alarak düştük yollara ve böylece Nairobi gezisi başlamış oldu. Kendimizi Avrupa’da bir şehirde zannettik tabi. “Sokak sokak gezer dolaşır, yorulunca bir yerde oturur kahve içeriz.” dedik. Bu fikrimizden vazgeçmek için 1 saat şehir merkezinde dolaşmamız yetti. Etraf biraz garip, yürüdüğümüz cadde kalabalıkken, birden aşırı ıssız bir hal alıyor. Ortalıkta gördüğümüz tek turist bizdik, o nedenle yoldaki herkes, ama herkes, bize bakıyordu. Arada uzaktan laf atanlar belirmeye başladı. Zaten dediğim gibi evsizler her yerde. En sonunda birisi peşimize takılınca en güvenli yerin kapalı bir mekan olacağına karar verdik, uçarak Ulusal Müze’ye girdik ve  akşama kadar orada vakit geçirdik. Nasıl korktuysak artık, müze çıkışında otele taksiyle dönmek zorunda kaldık.

Nairobi National Museum

Ulusal Müze ziyaretine gelen öğrenciler

Gelelim Ulusal Müze’nin detaylarına. Açık söylemek gerekirse, 5 saatimi geçirebileceğimiz bir yer olduğunu tahmin etmiyordum. Müzelerden çok keyif alan bir insan değilim, hele de safariye gelmişim, dışarıda canlısı varken müzede ne yapayım? Fakat hiç umduğum gibi değilmiş. Ana binada farklı konseptlerde 19 bölüm var. Benim için en dikkat çekici kısmı, dolgu hayvanların olduğu bölüm. Afrika’daki yüzlerce hayvanın birebir dolgu heykellerini görmek bayağı faydalı oldu. Onun haricinde Afrika ve Kenya tarihini anlatan enstelasyonlar, arkeolojik kalıntılar, geçmişten günümüze Afrika kabileleri hakkında detaylı bilgiler, kullandıkları kıyafetler&malzemeler, Afrika tarihinde yer etmiş kişilerin biyografileri vs…Yani Kenya hakkında her şeyi müzenin ilk kısmında görebilirsiniz. Nairobi gezisi yapmayı planlarsanız burayı dahil etmenizi öneririm.

İkinci kısım ise “Snake Park” kısmı, yani yılanların bulunduğu bir alan. Burası da yine beni şaşırtan bir yer oldu. Girmeden önce kafamda kurduğum, camın içine koyulmuş sıra sıra yılanlar göreceğimiz şeklindeydi. Onlar da var tabi. Zehirli ve Anakonda gibi insan için tehlikeli olabilecek türleri kapalı bir alanda tutuyorlar. Kalan yılanlar ise, açık havada, dışarı çıkamayacakları bir alanda tutuluyorlar. Bu tarz hayvanat bahçesi benzeri yerlerden çok hoşlanmıyorum, hayvanların hapsedilmesi fikrini sevmediğim için. Fakat buradaki parkın asıl amacı, hayvanları sergileyerek para kazanmak değil, yerlilere eğitim vermekmiş. Afrika’da pek çok zehirli yılan türü var ve buna bağlı olarak ısırılma vak’aları çok fazla. Bunları azaltmak için burada halka yılan türleri, zehirleri, hangi türde ne yapmak gerekli vb. hakkında bilgiler veriliyormuş. Yılanların yanı sıra kaplumbağalar ve timsahları da burada görmek mümkün.

Ve son olarak müzenin arka tarafında bir Botanik Bahçesi bulunuyor. Saatlerce oturup günün bütün yorgunluğunu atabileceğiniz bir yer. Tek düşündüğüm şey, tepemde uçan kuşun cinsi; kartal mı, şahin mi? Bir de 2013 senesinde açılmış “Peace Path” var. “Huzur Yolu”  veya “Barış Yolu” olarak çevirebiliriz çünkü ikisini de gönderme yapılmış. Afrika’daki savaşların son bulmasına ithafen, insanların buraya geldiklerinde ortamdaki kurgudan etkilenerek huzur bulması amaçlanmış. Ona göre yeşilliklerle sarılmış bir tünel oluşturulmuş ve etrafına kayadan oyulmuş figürler koyulmuş. Bu figürlerin, antik çağdaki kabilelerin meditasyon ve şifa ayinlerini temsil ettiği söyleniyor.Bütün bu alanlara kombine giriş ücreti 1500 Kenya Şilini. Müzenin üzerine, günün yorgunluğunu atma birası içmek isterseniz hemen yakınında Boulovard Hotel’in güzel bir barı var, internet mevcut. Burada da keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Afrika’da safari ile ilgili detaylı bilgi almak isterseniz: Uygun Fiyatlı Safari Rehberi, Afrika’da Overland Safari ve Overland Safari Nasıl Ayarlanır? yazılarından faydalanabilirsiniz.

**Gelecek olan yazılarımdan haberdar olmak isterseniz e-posta grubuna abone olabilir, Facebook sayfamı beğenebilir veya Instagram hesabımı takip edebilirsiniz. Her türlü sorunuz için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabileceğiniz gibi, diğer hesaplarımdan da ulaşabilirsiniz.

Nairobi Gezisi

Müzenin arka tarafındaki botanik bahçesi ve “Peace Path”

Nairobi'de Bir Gün

“Peace Path”i geçtikten sonra karşınıza, nilüferlerle kaplı minik bir gölet çıkıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir