Bir İspanya Masalı: Barselona

Facebooktwitterinstagram

Başıma bir şey gelmeyecekse bir itirafta bulunayım; ben gittiğim şehirlerde özellikle de Avrupa şehirlerinde müze gezmekten pek hoşlanmıyorum. Onun yerine doğal güzellikleri görmeyi tercih edenlerdenim. Bina-bina-bina görmektense doğanın bize sunduklarını görmek her zaman daha cazip gelmiştir bana. Fakat Barselona şehrini bunun dışında tutmamak ayıp olur çünkü burası adeta peri masalından fırlamış yapılara imzasını atan Gaudi’nin şehri. Sokaklarında kaybolmaktan keyif aldığım, tekrar tekrar gelme isteği uyandıran, 4 günlük bir ziyaret yetiyormuş gibi görünse de aslında hiç yetmeyen 🙂

Detaylara geçmeden önce gezimizin geneli hakkında bilgi vereyim. 5 kişilik bir grup olarak yola çıktık. Dolayısıyla yeme-içme-eğlenme-keyif yapma kısımlarına standart bir tura göre fazlaca vakit ayırdık. Yazıyı baz alıp kendi planınızı oluşturmak isterseniz bu ayrıntıya dikkatinizi çekmek isterim.

Barselona / 1. GÜN – 7 AĞUSTOS 2013 Çarşamba

Sabah saat 06.00 gibi İstanbul’dan Air France Havayolları ile Paris aktarmalı olarak hareket ettik. Avrupa seyahatlerinde bazen aktarmalı uçuşlar direk uçuşlardan çok daha ekonomik oluyor. Yolculuğun daha uzun sürmesini göze alarak tercih ediyoruz. Bu yolculuğumuz da yaklaşık 6 saat sürdü ve öğlen 12.00 gibi Barselona Havaalanına inmiş olduk. Havaalanından şehir merkezine giden metro ve otobüsler var. Biz şehri görerek gitmek istediğimiz için otobüse (AEROBUS) binmeyi tercih ettik. La Rambla’nın girişinde inerek otelimiz Hotel Barcelona House’a kadar yürüdük. Yeri gelmişken La Rambla’dan bahsedeyim biraz. Burası Barselona’nın en işlek, en popüler caddesi. İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi düşünebilirsiniz. Sabaha kadar sokaklarda insan eksik olmuyor. Cıvıl cıvıl, rengarenk bir sürü dükkan var. Cadde boyunca çok farklı sokak sanatçıları mevcut. Biz de eğlenceden fazla uzak olmamak için otelimizi bu cadde üzerinde seçtik ve son derece memnun kaldık.

Barselona

Barselona Limanı’na bakış

Saat 15.00 civarı otelimize yerleşip gezmeye hazır hale gelebildik. Hem yol yorgunluğu hem de fazla vakit kalmamasından ötürü günün kalanı için bir plan yapmadan sokaklarında dolaşmaya başladık. Barcelona son derece düzgün yerleşmiş bir şehir, sokakları cetvelle ayrılmış gibi. Ve birsürü meydanları var. Bu meydanlarda istediğiniz bir yere oturup keyif kahvesi içebilirsiniz. Biz öncelikle Placa Reial’i tercih ettik ve rastgele Ambos Mundos adında bir restauranta oturduk. Bu meydanda kötü bir yemek yeme ihtimaliniz yok zaten. Hepsi benzer kalitede tapas sunuyor. Kalan zamanımızda da Barcelonata tarafına doğru yürüyüp geceyi barlar sokağında tamamladık.

Barselona / 2. GÜN – 8 AĞUSTOS 2013 Perşembe

Seyahatlerimizde her zaman bütün işler yolunda gitmeyebilir. Hastalığı hiç hesaba katmayız örneğin. Benim de hastalığım gezimizin ikinci gününde kendini hatırlattı ve kusma atağım tuttu. Böylece bir ilki yaşamış olduk ve yurtdışında fenalaşmam durumumda ne yapmamız gerektiğini oturup düşündük. Neyse ki hastaneye gitmeye gerek kalmadan en yakın eczane ile durumu kurtardık. Verdikleri ilaçlarla kendime geldim. İlk olarak otelimize yakın meydanlardan birine gidip kahvaltı ettik. (DİKKAT Meydanlar yankesici kaynıyor. Bizim masamıza gelen bir tanesi bir eliyle broşür dağıtırken diğer eliyle masadaki telefonu alıyordu, son dakikada farkedip elinden aldık.)

Barselona

L’Aquarium Barcelona

İlk durağımız Avrupa’nın en büyük akvaryumlarından birisi olan L’aquarium oldu. Akvaryum limanın yanında, yürüyerek gidebileceğimiz bir noktada olduğu için öncelikle burayı tercih ettik.

Barselona - La Barceloneta _ Barcelona

La Barceloneta

Hızlı bir şekilde dolaşmamıza rağmen gezmemiz 2 saat sürdü. Köpek balığı, penguen, deniz anası, vatoz gibi pek çok farklı türü görebileceğiniz akvaryuma giriş ücreti 20€. Kapanış saatleri dönemsel olarak değişiyor. Web sitesi üzerinden hem saatlere bakıp hem de indirimli bilet alabilirsiniz. (www.aquariumbcn.com)

Uzun süren yürüyüşün üzerine biraz dinlenmeyi hakettiğimizi düşünerek Barselona’nın çıplaklarıyla meşhur plajı La Barceloneta’da kendimize zar zor bir yer bulup oturduk. Burası hayatımda gördüğüm en kalabalık plaj olabilir. Havanın yağmurlu olmasına rağmen üstsüz güneşlenme ritüelini yerine getirmeye gelen yüzlerce turist var. Denizi ise tam bir hayal kırıklığı, dalgalı ve son derece pis. La Barceloneta’da güneşlenirken yapılacak en güzel şey seyyar mojitoculardan 5€’ya mis gibi mojito alıp içmek. Karnınız acıkırsa yürüme mesafesindeki meşhur Kiosko Burger’i denemenizi öneririm. Tavsiye üzerine gittik, biraz sıra beklemek zorunda kaldık ama sonunda gerçekten lezzetti bir hamburger yedik.

Hamburgerimizi yiyip enerjimizi topladıktan sonra Montjuic Tepesi’ ne doğru yola koyulduk. Niyetimiz teleferik ile gitmekti ancak kapanış saatine yetişemediğimiz için metroyla gitmek zorunda kaldık. Burası gece gündüz gezebileceğiniz, oldukça geniş alana yayılmış bir yer. Gece gezmeyi tercih etmemizin sebebi hem havanın serinlenmiş olması hem de Magic Fountain of Montjuic’ i görebilmek. Müziğin ritmiyle dans edip renk değiştiren suları izlemeye gelen yüzlerce turist var. Kulağa gereksiz gibi gelse de çeşmenin gerçekten büyüleyici bir havası var. Programınıza dahil etmenizi öneririm.

Barselona - Magic Fountain of Montjuic _ Barcelona

Magic Fountain of Montjuic

Serin hava fırsatını kaçırmıyoruz ve Montjuic’in her yerini yürüyoruz, tam 4 saat. Buranın her tarafından tarih fışkırıyor. Montjuic Kalesi bu alanın tepesinde yer alıyor. Geç kaldığımız için kalenin içine giremedik fakat dıştan görünüşü bile bizi etkilemeye yetti. Kale hem tarihsel hem de doğal anlamda o kadar güzel korunmuş ki, bizdekilerin durumunu düşünüp üzülmemek elde değil. Kalenin diğer bir özelliği ise 360 derece Barcelona manzarasına sahip olması. Kalenin manzarasını hafızamıza kazıyıp dönüş yolumuza geçiyoruz, ama bu sefer yürüyerek. Evet, La Rambla’ya kadar yürüdük, yorulmadan sıkılmadan. Barselona öyle bir şehir ki her sokağında ayrı bir tat var.

Barselona - Castell de Montjuic _ Barcelona

Castell de Montjuic (Montjuic Kalesi)

Barselona / 3. GÜN – 9 AĞUSTOS 2013 Cuma

Ve geldik gezimizin en yoğun gününe. Sabah erkenden kalkıp Sagra da Familia için yollara düştük. Kafası çalışan tek turist bizmişiz gibi, erkenden gidersek rahatça gireriz diye düşündük. Ama Barcelona’da, hele de Ağustos ayında işler hiç düşündüğümüz gibi gitmedi ve metrodan indiğimiz anda ucunu göremediğimiz bir sırayla karşılaştık. Abartmıyorum tam 2 saat sıra bekledikten sonra sadece 15m ilerlediğimizi fark edince neredeyse pes edip içine girmeme kararı aldık. O esnada online rezervasyon yaptırarak hiç sıra beklemeden girebileceğimizi öğrendik. Fakat internet bulamadığımız için mecburen veda edip ertesi güne bırakmak zorunda kaldık.

Barselona - Park Guell _ Barcelona

Park Guell o kadar kalabalıktı ki Gaudi’nin meşhur kertenkelesini boş yakalayamadık

Moralimizi bozduk mu? Hayır. Barselona’da mutsuz olmanız mümkün değil. Yolumuza aynen devam ederek Park Guell’e vardık. Sıcak havada buraya gelmek biraz işkence. Metro ile gidip Vallcarca durağında indik, uzunca bir yürüme yolu var, güneşin altında yokuş çıkmak zorunda kaldık. Fakat kelimelerle tarif edemeyeceğim bir güzellik var burada. Görünce Gaudi’ye bir kez daha saygı duyduğum bu park benim için Barselona’nın en mükemmel noktası. Guell ailesinin siparişi üzerine yapımına başlanmış ancak Gaudi’nin ölümü nedeniyle tamamlanamamış. Parkın her noktası masal dünyasından çıkmış gibi. Rengarenk ve organik formlar, insanın üzerinde inanılmaz bir etki bırakıyor. Buraya en az 3 saat ayırmak gerekli. 

Barselona - Park Guell _ Barcelona

Bu fotoğraftan da anlaşılacaği üzere Park Guell, Ağustos ayında insan kaynıyor.

Hiç istemesek de Park Guell’e veda edip yemek için Barceloneta’ya geri döndük, Pez Vela adlı restaurantta rezervasyonumuz var. Barselona’ya gelip Paelle yemeden olmaz. Burası da Barselona’nın en güzel Paelle yapan yeri imiş, burada yaşayan arkadaşlarımızdan öyle duyduk. Zaten rezervasyonsuz girmek mümkün değil. Akşam yemeği için rezervasyonlar 2-3 hafta önceden doluyor. Biz ancak öğlen 15.30 için yer bulabildik. Geleneksel deniz ürünlü paellenin yanında muhteşem bir de Sangrea içtik. Bir güzel haber, Barselona’da kötü Sangrea bulmak çok zor 🙂 Bulduğunuz her fırsatta içebilirsiniz.

Barselona - Casa Batllo _ Barcelona

Casa Batllo

Yeniden enerji depoladıktan sonra günü tamamlamadan, koşarak Casa Batllo’ya geçtik. Yine bir 20 dk sıra bekledikten sonra son kişiler olarak eve girmeyi başardık. Eğer yüksek sezonda gidiyorsanız sıra bekleyerek vakit kaybetmek yerine bütün biletlerinizi online olarak alabilirsiniz. Biz maalesef bunu yapmayarak baya vakit kaybettik. Giriş ücreti 20€ bir evi gezmek için biraz pahalı gelebilir. Fakat ev size farķlı bir deneyim sunuyor. Gaudi’nin zekasına bir kez daha hayran kalarak ayrılıyorsunuz. Casa Mila da gezebileceğiniz bir başka Gaudi eseri. Biz iki evden birisini görmenin bu gezimiz için yeterli olacağını düşündük ve Casa Mila’yı bir sonraki sefere bıraktık.


Barselona / 
4. GÜN – 10 AĞUSTOS 2013 Cumartesi

Gezimizin son günü. Akşam dönüşe geçeceğimiz için, sabah otelden çıkışımızı yaptık. Çantalarımızı otelin emanetine bırakıp online bilet aldığımız Sagra da Familia için tekrar yola çıktık. İçeriye girmemiz sadece 5 dk sürdü.

Barselona - Sagra da Familia _ Barcelona

Sagra da Familia’da inşaat hala devam

Sıra çilesi çekmek istemiyorsanız eğer http://www.sagradafamilia.org/en/tickets/ adresinden bilet alabilirsiniz. Audioguide almak baya faydalı oluyor. Yönlendirmeler sayesinde hiçbir noktayı kaçırmadan gezebiliyorsunuz. Ayrıca oldukça farklı bilgiler anlatılıyor. Burayı gezmemiz de 2 saati buldu. Kilisenin içi oldukça büyük. Audioguide’ı dinleyerek ilerlediğimiz için kilisenin her noktasında durup oyalandık. Barselona’nın panaromik görüntüsü için kilisenin tepesine de çıktık. Bitişinde yine bir acıkma, yine arkadaş tavsiyesiyle gittiğimiz muhteşem bir mekan Sagardi BCN Gotic. Açık büfe tapaslarının hepsi birbirinden lezzetli. Burası da bayağı kalabalık bir yer. O nedenle ayakta yemek zorunda kaldık. Böylece uzun zamandır iple çektiğim Barselona seyahatine muhteşem bir kapanış yapmış olduk.

Sonuç olarak ısrarla tavsiye edeceğim birkaç nokta  var; seyahatinizden maksimum keyif almak istiyorsanız yaz aylarında gitmeyin, ilkbahar ve sonbahar tercih edilmeli. Barselona’nın belli başlı turistik noktalarını 3 günde gezebilirsiniz ama vaktiniz varsa 1 gününüzü keyif yapmaya ayırın. Mojitoların, Sangreaların, Tapasların tadını çıkarın, boş boş sahilde oturun, haritayı elinizden bırakıp sokaklarında kaybolun. Ve tüm bunları yaparken gözünüzü dört açın, yan kesicilere dikkat edin.

**Avrupa’nın diğer bir “gitmeyeni dövüyorlar” başkenti Roma notları da ilginizi çekebilir.

**Gelecek olan yazılarımdan haberdar olmak isterseniz e-posta grubuna abone olabilir, Facebook sayfamı beğenebilir veya Instagram hesabımı takip edebilirsiniz. Her türlü sorunuz için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabileceğiniz gibi, diğer hesaplarımdan da ulaşabilirsiniz.

Barselona - tapas _ Barcelona

Sagra da Familia kilisesinin tavanından bir kesit

Sagardi BCN Gotic’teki tapaslara doyamadık.

Barselona - Casa Mila _ Barcelona

Casa Mila

 

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedintumblrmail

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

3 Cevaplar

  1. Mart 14, 2017

    […] sadece Barselona ve İbiza’dan ibaret değil. Endülüs özerk bölgesinde bulunan Costa del Sol, […]

  2. Mayıs 25, 2017

    […] gidip serum yemeden de kusmalarım hiçbir şekilde bitmiyor. Bu ataklardan birisi maalesef Barselona seyahatimizin 2. gününde ortaya çıktı. Yılmadım, “Hiçbir güç beni gezmekten […]

  3. Temmuz 17, 2017

    […] tercihlerini ciddi derecede etkiler oldu. Benim çevremde artık Roma‘nın dondurması, Barselona‘nın tapası değil; Bali’nin tapınakları, Hindistan’ın turkuaz sahilleri […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir